Ekrem Düzgünoğlu

EKREM DÜZGÜNOĞLU FAN CLUBE HOŞ GELDİN.SİTEMİZE ÜCRETSİZ KAYIT OLABİLİRSİN
Ekrem Düzgünoğlu

Hoşgeldin Misafir Ekrem Düzgünoğlu Fanda Toplam 0 Mesajın Var


    Ekrem Düzgünoğlu'nun müzikram dergisiyle yaptıgı röportaj...

    Paylaş

    CaNaN
    Admin
    Admin

    Kadın
    Mesaj Sayısı : 59
    Yaş : 26
    Nerden : Yozgat
    Puan : 3118
    Kayıt tarihi : 24/06/08

    Ekrem Düzgünoğlu'nun müzikram dergisiyle yaptıgı röportaj...

    Mesaj tarafından CaNaN Bir Çarş. Haz. 25, 2008 4:52 pm


    Besteci, söz yazarı, yorumcu, yönetmen kimliklerinin yanı sıra; senaryo da yazan, yani 10 parmağında 10 marifet türünden bir sanatçımızla, Ekrem Düzgünoğlu ile beraberdim. Değişik tarzıyla dikkatleri üzerine çeken Ekrem Düzgünoğlu, bu orijinal tarzına bir de isim vermiş… EKOROCK…

    Ekorock’dan, yaptıklarından yapacaklarından, müziğinden özelinden bir iftar sonrası yaptığımız sohbette konuştuk sayın Düzgünoğlu ile… İşte sohbetten kalanlar…


    “Durduğum karanlıktan güneşi görmeye çalıştım. Aynı noktadan güneşi görmek dileğiyle.”


    Müzik dünyasına Grup Çığlık’la merhaba dediniz. Çoğu kişi Grup Çığlık’ı hatırlamasa da, biz hiç unutmadık. Sizin yorumladığınız “Feryal” parçası ve Edip Akbayram’ın muhteşem slowu “Sen Benden Gittin Gideli” hala dinlediğimiz parçalar arasında. Konuşmamıza Grup Çığlık’ la başlayalım mı? O günlere dönecek olsak ne anlatırsınız bize?


    O zamanlarda ben Ankara’dan İstanbul’a yeni gelmiştim. 4 arkadaş olarak “Grup Çığlık” ı kurduk. “Sen Benden Gittin Gideli” şarkısının ben şiirlerini okumuştum. Şarkısını gitarist arkadaşım Volkan okumuştu. Grup işi biraz zordur ama bizimki 3--5 sene kadar gitti. 2001 yılında albüm yaptık ama zaten grup arkadaşlarımla ondan önce 3—5 sene kadar çalışmıştık. Sonra 2003’te yol ayrılmaları başladı ve ayrıldık. Sonra ben solo çalışmaya başladım ama hala gurubumuz bitmiş değildir. Volkan’ la devam ediyoruz. Onun da kendi stüdyosu var. Daha sonra Zara Hanım’la birkaç düet yaptım. Çalışmalar yapıp onun albümünü yaptım. Aranjörlük yaptım, “Destanlaşan Türküleri” yaptım, başka sanatçıların albümleri yaptım. Onun için şak diye albüm çıkarmadım. Ben albüm çıkartayım da hayranlarım peşimden koşsun diye bir kaygım, havam hiç olmadı. Öyle bir adam olamadım. Hep kendi kendime şarkılarımı yapıyordum. Hatta şu anda piyasa kötü iken ben albüm çıkardım. Tabii ki albüm satması benim için, şirketim için, yürümemiz için çok önemli ama albüm satışını çok düşünerek de bu albümü yapmadım. Şu anda güzel tepkiler geliyor ve listelerde 1 numaraya çıkıyor albüm.

    Destanlaşan Türküler albümlerine gidelim isterseniz şimdide. Siz asıl büyük kitlelere bu albümde Zara ile düet yaptığınız türkülerle ulaştınız. Oldukça güzel bir proje albümü olan Destanlaşan Türküler albümleri hakkında ne diyeceksiniz ve bu seri devam edecek mi?

    Tabii ki devam edecek. O proje İskender Ulus’un projesi. Bu türküleri insanlara kabullendirmenin başka bir yolu idi. Çok sevdiğim, destanlaşmış türkülerdi. Aldık bunları ve Zara Hanım’la bir düet okuduk. Gitar, bağlama, perküsyon… İnsanları yormayacak şekilde yaptım ve ayrıca da her albüme en az 2 şer tane klip çektik. En son Destanlaşan—4 çıktı ve hatta geçen sen Kral Tv’ den Zara Hanım ile bir ödül aldık. Şu anda da devam ediyor. Repertuar çıkar. 13-14 tane türkü seçeriz ve ben stüdyoya girerim, yaparız. Ondan sonra biter.

    Zara, İbrahim Erkal, Gaye Aksu gibi Ulus Müzik’in starlarının albümlerinde müzik yönetmenliği de yaptınız. Yorumculuk mu yoksa mutfak kısmımı daha kolay ve daha keyifli?


    Aslında bu iş komplike bir iş. Ben İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuarı Şan Bölümü mezunuyum ama, müzisyen olmak başka bir şey ve bu kavram çok büyüktür. Zaten kimseyi zedelemek adına böyle bir şey söylemiyorum ama kendimi müzisyen olarak hissetmeye çalışıyorum. Yarın müzisyen olmak istiyorum. Onun için sanatla alakalı işin hangi tarafı olursa olsun ister mutfak, ister servis, ister yemek yiyen tarafta olursam olayım hoşlanıyorum. Hepsinin bende ayrı bir tadı var.

    Peki, senaryo da, söz de yazıyorsunuz. Bu kadar yoğun iş temposu yormuyor mu sizi?

    Hayır. Sonuçta biz müzikle uğraşıyoruz. Boş olmak zorundasın. Zaten yoğun olursan hiçbir şey çıkartamazsın. Bir bardak düşünün. O bardak boş olduğu zaman size hiçbir şey vermez. Doldukça boşaltacaksın. Zaten bu bir töredir. Anadolu’da süregelen bir yetişme tarzıdır. Onun için yormuyor ve hatta boş olduğumu düşünüyorum.

    Şimdi dilerseniz “Karanlıktan Güneşe” albümünüze geçelim. Öncelikle şunu açık ve net ifade edebiliriz ki bizim son yıllarda dinlediğimiz en güzel, en kaliteli Rock albümü. Defalarca dinledik ve inanın dinlemeye doyamadık. Biz sizin albümünüzü muhteşem olarak adlandırdık. Siz ne diyeceksiniz “Karanlıktan Güneşe” için?

    Bu albüm benim duygu yoğunluğumun birikimidir. 2 şarkı dışında bütün şarkılar bana ait. Bir söz var Zara Hanım’ın, bir de bizim tonmaister arkadaşımız Volkan’ın şarkısı var. Albümün geneline baktığımızda bu albüm benim hayatımın albümüdür.

    Derler ki mutluluğun resmini yapabilir misiniz? Mutluluğu görmeyen bir adam bunun resmini yapamaz. Ben bunları hep yaşayarak yazdım ve yola çıkarken de dedim ki, “Bu albüm pat diye patlamayacak.”


    Çünkü böyle bir albüm değil. İnsanlar underground albüm yaparken ben kalktım “Berduş” diye bir şarkı yaptım. O şarkıyı insanlar nasıl anladılar çok merak ediyorum. Ben orada diyorum ki “Bir berduşum evim yok, mekânım yok sebebi aşk. Bir berduşum dilim yok, lisanım yok zikrim aşk. Bir berduşum günahım yok sevabım yok.” Bu tamamen aşk albümüdür. İşin açıkçası bunu anlayacak insan da çok fazla göremiyorum. Onun için zırt diye patlayacak bir albüm değil. Zamanla olacak. Bakıyorum internette, sitemde iş yürüyor. Anlayanlar çıkmış ve anlayanlar hakikatten anlamışlar. Zaten bu benim istediğim. Beni anlayarak dinlesinler. Ben zaten bu albümde tamamen bir kadının bir erkeğe veya bir erkeğin bir kadına olan aşkını anlatmadım. Zaten albümün teşekkür kısmında şöyle bir yazı var “Durduğum karanlıktan güneşi görmeye çalıştım. Aynı noktadan güneşi görmek dileğiyle.” diye.

    Berduş’un klibinden bahsedelim biraz da…

    Klip gecekonduda başlıyor. Alt tabakadan başlayıp yukarıya çıkan bir adam var. Bu olaya maddiyat açısından bakmayın. Alt taraftan başlayarak kendini eğiterek yukarılara çıkmaya çalışan bir adam var. Oradaki helikopter seni izleyen bir gözdür. Çünkü hayatta bizi de izleyen gözler var. Yüksekte şarkı söylemenin amacı ise; insan yüksektedir, tavandadır, uçurumun kenarındadır. Ben orada uçurumun kenarındayım. Atlayabilirim de, atlamayabilirim de, uçabilirim de. Bu tamamen sizin hayal gücünüze bağlı. Ben sadece orada evi mekânı olmayan, gökyüzünde şarkı söyleyen bir adamı ve hayatta bizi izleyen bir gözün olduğunu anlatmaya çalıştım

    14 parçadan oluşan albümünüzde 2 parça hariç, diğer parçalarda sizin imzanızı görüyoruz. Yorumculuk, yönetmenlik dışında birde söz yazarlığı ve bestekârlık yanınız da var. Kaç şarkınız var, bu yönünüzden biraz daha ağırlıklı konuşalım.

    Hiç saymadım ama vardır bayağ. Mesela bu albüme biz 70 şarkının içinden seçim yaptık. Bazı bestekârlar önce söz yazarlar. Sonra besteleri yaparlar vs… Ama benim böyle komplike bir çalışmam olmadı. Bana terstir. Sadece “Sultan” diye bir eser öyle çıktı. Sizin önünüzde yaşanmışlık bir şey varsa sen onu tek başına yaşamışsındır. Algıladığın şey de tek başınadır. Şarkı bir anlatım dilidir. Ben biriyle bir şey yaşarım. Bu bende bir yoğunluk yaratır. Daha sonra o elimde gitar, bağlama varken şak diye çıkar. Oturup da saatlerce düşünüp acaba bu yaşadığımdan benden nasıl bir şey çıkar diye düşünerek bir şey çıkmaz.

    Hangi enstrümanları çalabiliyorsunuz? Bir de hangi enstrümanın sizi daha iyi anlattığına inanıyorsunuz ?

    Gitar, bağlama, piyano, tüm telli çalgılar… Aslında flüt dışında hepsini çalabiliyorum ama, beni en iyi anlatan aletin flüt olduğunu düşünüyorum .

    Albümünüzün ve müziğinizin tarzını nasıl ifade edersiniz bize?

    Vallahi ben bunu bulamadım. Aslında çocuk doğarken onu çağırmak için, bir isim bulmak zorundasın ama ben bulamadım. Hatta siz gelmeden önce bizde onu konuşuyorduk. Anadolu Rock değil çünkü benim hiç o tarzım olmadı. Melodilerin de öyle bir ezgisi yok bir kere. Aslında bu tam bir bana uygun olan EKOROCK

    Artık albümler minimum maliyetlere çıkarılmaya çalışılırken, sizin albümünüzde maliyetten hiçbir şekilde kaçılmadığı her şekilde anlaşılıyor. Yapımcılarınız İskender ve Turan Ulus hakkında ne diyeceksiniz. Yoksa pek çok sanatçı gibi albümü siz mi yaptınız?

    Yönetmene, bestekâra, aranjöre verdiğiniz para büyük maddiyatlar. Bunların hepsini ben kendim yapmaya çalıştığım için çok maliyet tutmuyor. Ben bu şirketin sanatçısıyım. Bu albümde sonuçta şirketin albümüdür. İskender Ulus benim prodüktörüm bende onun sanatçısıyım. Beraber yaptık albümü.


    Siz türküleri de oldukça başarılı yorumluyorsunuz. İleride Rock kokmayan otantik bir türkü albümü yapmayı düşünüyor musunuz?


    Erzincanlı olduğum için… Bir de halk müziği mezunuyum. Erzincan kültürü ile büyüdüğüm için türkü söylemek gibi bir yetim var. Gözümü açtığımda babam evde bağlama çalıp, türkü söylüyordu. Tabii ki böyle bir albüm yapmayı düşünüyorum ama belli bir zaman şu anda yok. Onun için bir plan yapmıyorum ama, bir bakarsın ben 1 ay sonra şak diye bir türkü albümü çıkarmışım. Onu zaman belirler.


    Aşk benim hayat görüşüme göre vuslata giden yoldur.


    Biraz da özel hayatınıza geçelim. Müzik dışında neler yapar Ekrem Düzgünoğlu? Müzisyenler aşk adamı olurlar biraz da… Sevgi ile aşk ile aranız nasıl?

    Benim bütün hayatım aşk. Bütün yaşam biçimimi ona göre kurgulamışımdır. Yemek yiyişimden tut, yürüyüşüme kadar bütün hayatım aşktır. Acaba bu aşk nedir? Bir kadına olan aşk mı? Bir Allah’a olan aşk mı? Başka bir şeye olan aşk mı? Benim aşk anlayışım biraz farklıdır. Aşk benim hayat görüşüme göre vuslata giden yoldur. Mesela evden çıkarsınız arabaya binersiniz şirkete gelirsiniz araban inersiniz. İşte araba aşktır. Yani aşk sizi vuslata götürür. Vuslatta bir ilahi enerjidir. İşte o ilahi enerjiye götüren kuvvettir aşk. Sonuçta bunu bir kadına da duyabilirim. Zaten tabii ki birine aşığımdır, âşık olmak durumundayımdır. O beni bir yerlere götürecektir ya da belki de gideceğim yerin anahtarıdır. Aşk illa tutarak, dokunarak, öperek yaşanılacak bir şey değildir. Onun için benim aşka bakış açım, felsefem böyledir.

    Muhteşem bir albüm yaptınız. Ama albümler artık internet nedeniyle istenilen kadar satmıyor. Müziğin her aşamasında görev almış biri olarak ne diyeceksiniz bu duruma. Yeni bir yol mu bulmalı müzik piyasası?

    Bütün sanatçılar, bütün bu işle uğraşanlar gibi çok karşıyım korsana ama ülkemizin bulunduğu bir durum var. İnsanlarda para yok. Öğrenci biri nasıl 8-9 milyon verip alsın diye hesap yapıyor herkes, ama tabii ki istese verebilir. Benim amacım sonuçta insanların dinlemesiydi. Ben bunu tek başıma yaşamadım. Onu isteseydim tek başıma evde oturur söylerdim. Gönül ister ki insanlar gidip albüm alsın. Bende yarın öbür gün daha güzel şeyler çıkartayım. Müzik piyasası albümlerin fiyatını indirdi. Yapabilecek her şeyi yaptılar ama sonuçta bu insanların bakış açısıyla alakalı bir şey. Benim bu internetten indirenlere hakkım haram diye bir şeyim yok. Hepsine helal olsun. Sonuçta ben bunu yapmışsam kişi o şekilde kullanıyorsa onun hesabıdır bu iş.

    Çok keyifli bir sohbetti. Çok teşekkür ederim bize ayırdığınız zaman için.

    Ben de çok teşekkür ederim. Bu işte emeği geçen herkese ve tüm Elazığ halkına selamlar… Müzikram’ın tüm okurlarına sevgiler…

    selin
    Admin
    Admin

    Takım :
    Kadın
    Mesaj Sayısı : 104
    Yaş : 29
    Nerden : ELAZIĞ
    Yorum : Ekrem Düzgünoğlu Fan Club
    Puan : 2979
    Kayıt tarihi : 16/10/08

    Geri: Ekrem Düzgünoğlu'nun müzikram dergisiyle yaptıgı röportaj...

    Mesaj tarafından selin Bir Salı Ara. 16, 2008 2:37 am

    bizim buranın bir radyosu var onun çıkardığı bir dergi Smile elazığlı olduğum için a.s ekrem SmileSmileSmile ya varya derginin bu sayısını kaçırdığım için üzgünüm ve arkadaşımı öldürcem o radyoda çalışıyor ama haberim dahi olmadı SadSad

      Forum Saati Salı Ara. 06, 2016 11:10 am