Ekrem Düzgünoğlu

EKREM DÜZGÜNOĞLU FAN CLUBE HOŞ GELDİN.SİTEMİZE ÜCRETSİZ KAYIT OLABİLİRSİN
Ekrem Düzgünoğlu

Hoşgeldin Misafir Ekrem Düzgünoğlu Fanda Toplam 0 Mesajın Var


    Dostluk İpi..

    Paylaş

    LaNdChArM
    Ekrem Hastası
    Ekrem Hastası

    Takım :
    Kadın
    Mesaj Sayısı : 119
    Yaş : 33
    Nerden : İstanbul/GaziOsmanPaşa
    Puan : 2893
    Kayıt tarihi : 10/07/09

    Dostluk İpi..

    Mesaj tarafından LaNdChArM Bir Cuma Tem. 10, 2009 11:22 pm

    > Genç adam iyi bir terziymiş. Bir dikiş
    >
    > makinesi ve Küçücük bir dükkânı varmış.
    >
    > Sabahlara kadar uğraşıp didinir ama
    >
    > Pek az para kazanırmış.
    >
    > Çok soğuk bir kış gecesi dükkânı kapatırken
    >
    > elektrik Sobasını açık unutmuş ve çıkan
    >
    > yangın onun felaketi olmuş. Artık
    >
    > Ne bir işi varmış ne de parası.
    >
    > Günler boyu iş aramış ama bulamamış.
    >
    > Yük taşımış,Bulaşıkçılık yapmış, yine de
    >
    > Evinin Kirasını ödeyecek kadar para
    >
    > Kazanamamış.
    >
    > Sonunda ev sahibinin de sabrı taşınca, küçük bir
    >
    > Bavula sığan eşyalarıyla sokakta bulmuş kendini.
    >
    > Mevsim kış, hava ayaz olsa da genç adamın köşedeki
    >
    > Parktan başka gidecek yeri yokmuş.
    >
    > Bir sabah iş arayacak derman bulamamış bacaklarında.
    >
    > Açlıktan ve soğuktan bitkin bir şekilde bankta
    >
    > Otururken, kocaman bir araba yanaşmış kaldırıma.
    >
    > Arka kapıyı açmaya çalışan Şoförü kızgınlıkla yana itmiş
    >
    > arabadan inen yaşlı adam,
    >
    > 'Yalnız bırakın Beni, parkta dolaşırsam belki sinirim geçer'
    >
    > diye söylenmiş.Zengin bir işadamı olduğu her
    >
    > halinden belli olan ihtiyar, birkaç
    >
    > Adım attıktan sonra bankta titreyen terziyi görmüş.
    >
    > Terzi, adamın üzerindeki paltoya bakıyormuş dikkatle.
    >
    > Birden siniri Geçiveren ihtiyar,
    >
    > 'Zavallı adamcağız kim bilir nasıl üşüyordur,
    >
    > Ona nasıl yardım etsem acaba?'
    >
    > diye düşünmeye başlamış.
    >
    > Oysa terzinin düşlediği paltonun
    >
    > sıcaklığı değilmiş.
    >
    > O, çok kalın Ve kaliteli bir kumaştan üretilen bu
    >
    > paltonun sahibine hiç de
    >
    > Yakışmadığını ve onun vücuduna
    >
    > uygun şekilde dikilmediğini düşünüyormuş.
    >
    > Yaşlı işadamı terzinin yanına yaklaşıp,
    >
    > 'Ne o evlat, bu ayazda parkta
    >
    > Donmuşsun. İstersen paltomu sana verebilirim'
    >
    > deyince, 'Hayır, teşekkür ederim. Ben sadece
    >
    > bu paltonun size göre olmadığını
    >
    > Düşünüyordum. Kumaşı fazla kalın ve sizi
    >
    > olduğunuzdan şişman göstermiş'
    >
    > Diye yanıt vermiş terzi.
    >
    > Yaşlı adam bu cevabı alınca hayli şaşırmış.
    >
    > Çünkü o da üzerindeki
    >
    > Paltoya onca para ödediği halde
    >
    > Kendisine bir türlü yakıştıramıyormuş.
    >
    > 'Soğuktan titrerken nasıl böyle bir
    >
    > şeye dikkat edebiliyorsun?'
    >
    > Diye soran yaşlı adam,
    >
    > 'Ben terziyim'
    >
    > yanıtını alınca
    >
    > 'Benimle
    >
    > Gel, hayat hikâyeni yolda anlatırsın'
    >
    > diyerek arabaya bindirmiş.
    >
    > Bizim terziyi. Bu karşılaşma, terzinin hayatındaki
    >
    > dönüm noktası olmuş.
    >
    > Böyle yetenekli bir insanın işsiz ve evsiz
    >
    > kalmasına çok üzülen
    >
    > İyiliksever yaşlı adam, terziye bir dükkân
    >
    > açmasına yetecek kadar para
    >
    > Vermiş. Bunun karşılığında tek istediği kendi
    >
    > giysilerini bu genç adamın
    >
    > Dikmesiymiş.
    >
    > Terzi yeniden bir işe hem de kendi işine başlamanın
    >
    > heyecanıyla deliler
    >
    > Gibi çalışmaya başlamış. Bu arada yaşlı işadamı da
    >
    > desteğini esirgemiyor,
    >
    > Onu kendi çevresinden zengin kişilerle
    >
    > tanıştırarak yeni siparişler
    >
    > Almasını sağlıyormuş.
    >
    >
    > Küçük dükkân önce kocaman bir modaevine dönüşmüş,
    >
    > sonra da pek çok ünlü
    >
    > Marka için üretim yapmaya başlamış. Terzi artık
    >
    > 'ünlü işadamı'
    >
    > diye anılır olmuş.
    >
    > Bir gün ihtiyar adam onu ziyarete gitmiş.
    >
    > Terzi çok büyük bir iş
    >
    > Bağlantısı yapmak üzere yurt dışına gidecekmiş
    >
    > ve uçağa yetişmesine
    >
    > Az bir zaman varmış.
    >
    > Biraz sohbet ettikten sonra
    >
    > Yaşlı adam birden fenalaşmış, kalp krizi geçiriyormuş.
    >
    > Hemen bir
    >
    > Ambulans çağırılarak hastaneye kaldırılmış.
    >
    > Yeni işadamımız ise büyük işi kaçırmak istemediği
    >
    > İçin uçağa yetişmiş.
    >
    > Yaşlı adam krizi atlatmış ve uzun sure hastanede yatmış,
    >
    > bir yandan da Sadece bir kez telefon ederek
    >
    > durumunu soran terziyi bekliyormuş.
    >
    > Fakat terzi daha çok para kazanmak için oradan
    >
    > oraya koştururken
    >
    > bir türlü yaşlı adamı ziyarete gidememiş.
    >
    > Aradan o kadar uzun bir süre geçmiş
    >
    > ki bu sefer de utancından yaşlı adamın
    >
    > Kapısını çalamaz olmuş. Bir süre sonra
    >
    > terzinin işleri yolunda gitmemeye başlamış.
    >
    > Fabrikalarını kapatmak zorunda kalmış
    >
    > ve elinde kala kala yine
    >
    > küçücük bir dükkân kalmış.
    >
    > Utana sıkıla yaşlı adama koşmuş
    >
    > hemen nerede hata yaptığını
    >
    > sormak için. Son derece kırgın olan
    >
    > ihtiyar yine de onu kabul etmiş
    >
    > ama anlatacağı öyküyü dinledikten
    >
    > sonra hemen çıkıp gitmesini istemiş.
    >
    > Ve başlamış anlatmaya:
    >
    > 'Bir zamanlar fakir bir oduncu varmış.
    >
    > Ormandaki bir kulübede
    >
    > Yaşar ve odun keserek hayatını kazanırmış.
    >
    > Bir gün kulübesinde
    >
    > Yangın çıkmış ve bu yangın bütün ormanı kül etmiş.
    >
    > O çevrede kimse ona
    >
    > güvenip iş vermeyince, çıkınını alan oduncu,
    >
    > eşeğine binip yola koyulmuş.
    >
    > Ağaçların arasında yürürken birinin kendisine
    >
    > seslendiğini duymuş.Başını kaldırınca konuşanın
    >
    > bir bülbül olduğunu görmüş.
    >
    > Bülbül ona
    >
    > 'Senin haline çok üzüldüm, şimdi öyle
    >
    > Bir büyü yapacağım ki eşeğin çok güzel şarkı
    >
    > söylemeye
    >
    > Başlayacak, sen de onunla gösteriler
    >
    > yapıp çok para kazanacaksın'
    >
    > Demiş. Gerçekten de eşek birbirinden güzel şarkılar söylemeye
    >
    > Başlamış.
    >
    > Oduncu o şehir senin bu kasaba benim dolaşıp eşeğine şarkı
    >
    > söyletiyor ve herkes onları izlemek için birbiriyle yarışıyormuş.
    >
    > Oduncu ve şarkı söyleyen eşeği bütün ülkede ünlenmişler. Bir gün
    >
    > Yine bir gösteriye yetişmek için koştururlarken, bülbülün yardım
    >
    > İsteyen sesini duymuş oduncu.
    >
    > Bir kedi bülbülü yakalamış ve yemek
    >
    > Üzereymiş. Şöyle bir duraklamış ama
    >
    > gösteriye gitmemeyi, onca
    >
    > Parayı kaçırmayı gözü yememiş, arkasına
    >
    > bakmadan kaçmış oradan. Gösteri
    >
    > başladığında ise eşeği her zamanki gibi
    >
    > güzel şarkılar söylemek yerine
    >
    > Sadece bir eşeğin çıkarabileceği sesleri çıkarmış.
    >
    > Oduncu kendisini şarlatanlıkla suçlayan
    >
    > izleyicilerin elinden
    >
    > Canını zor kurtarmış.
    >
    > İşte o zaman bülbül ölünce
    >
    > büyünün bozulduğunu anlamış.
    >
    > Ben de senin bülbülündüm ve sen beni öldürdün,
    >
    > büyü de o yüzden
    >
    > Bozuldu. Keşke güzel giysiler dikerken
    >
    > dostluk ipliğini
    >
    > Koparmasaydın...'
    >
    > Öyküyü dinleyince hemen çıkıp gitmiş terzi,
    >
    > çünkü söyleyecek bir
    >
    > Sözü yokmuş...
    >
    > DOSTLUK İPLERİNİZİ
    >
    > KOPARMAMANIZ DİLEĞİYLE.......

      Forum Saati Salı Ara. 06, 2016 11:11 am