Ekrem Düzgünoğlu

EKREM DÜZGÜNOĞLU FAN CLUBE HOŞ GELDİN.SİTEMİZE ÜCRETSİZ KAYIT OLABİLİRSİN
Ekrem Düzgünoğlu

Hoşgeldin Misafir Ekrem Düzgünoğlu Fanda Toplam 0 Mesajın Var


    Çin Esaretindeki Doğu TÜRKİSTAN..(Fatih Erboz'un Yazı Dizisi..)

    Paylaş

    LaNdChArM
    Ekrem Hastası
    Ekrem Hastası

    Takım :
    Kadın
    Mesaj Sayısı : 119
    Yaş : 33
    Nerden : İstanbul/GaziOsmanPaşa
    Puan : 2898
    Kayıt tarihi : 10/07/09

    Çin Esaretindeki Doğu TÜRKİSTAN..(Fatih Erboz'un Yazı Dizisi..)

    Mesaj tarafından LaNdChArM Bir Cuma Tem. 10, 2009 8:02 pm

    Yüzölçümü: 1.828.418 km2
    Nüfusu: 30 milyon
    Başkenti: Urumçi



    ÇİN ZULMÜ ALTINDAKİ DOĞU TÜRKİSTAN’IN Dünü..Bugünü..Yarını..




    Türklerin çocuk sahibi olması bile yasak!..
    Doğu Türkistan’ın yıllardır verdiği özgürlük mücadelesi her seferinde kanla bastırılıyor. ’Çin işkencesi’nin Türk kimliği üzerindeki tahribatı inanılmaz boyutlarda




    Orta Asya’daki Türk vatanı Doğu Türkistan Çin zulmü altında inim inim inliyor. İşkencelerin ölümlerin kol gezdiği bu topraklarda Türk kimliği yok edilmek isteniyor. Yıllardır süren özgürlük mücadelesi her seferinde kanla bastırılıyor. Türklerin yaşama hakkına bile saygı duymayan Pekin yönetiminin asimilasyon ve soykırımı politikaları dünyanın gözleri önünde tüm vahşetiyle devam ediyor. Doğu Türkistan’da son günlerde yaşanan vahşet dikkatleri tekrar bölgeye çekti. Her açıdan Türk tarihi için büyük öneme sahip bu ülkeyi derinlemesine inceledik ve ’Çin işkencesi’nin Türk kimliği üzerinde meydana getirdiği derin tahribatı, yaptığımız araştırmalar ve uzman görüşleriyle ortaya koyduk. Doğu Türkistan Vakfı Genel Başkanı Hamit Göktürk, Doğu Türkistan Devleti’nin ismi başta olmak üzere tüm haklarının gasp edildiğini söyledi.




    Kimliğin ifadesi yasak
    Doğu Türkistan’ın Türk dünyasının doğudaki kalesi olduğunu kaydeden Göktürk, bölgenin stratejik açıdan çok önemli bir konuma sahip olduğuna dikkat çekti. Çin ve müttefiklerinin varlıklarını istemediğini kaydeden Göktürk, Doğu Türkistan Türklerinin varlığının Orta Asya ve Anadolu Türkleri için de bir güvence olduğunu kaydetti. Türk milliyetçiliğinin bu bölgede yeniden etkinlik kazanmaması için Çin’nin elinden geldiğini yaptığını anlatan Göktürk, “Vatandaşlarımızın elinden anlamsız bahanelerle pasaportları alınıyor, aynı zamanda mallarına el konuluyor” diye konuştu. Çin tarafından işgal edilen Doğu Türkistan’da yaşayan Türklerin kendi kimliklerini ifade etmelerinin yasak olduğuna dikkat çeken Göktürk, insan hakları ihlallerinin soykırım boyutunda olduğunu söyledi.




    Hamilelere işkence
    “Doğu Türkistan topraklarını işgal eden Çin, Türk toplumunun her türlü davranışına sınırlama getiriyor” diyen Göktürk, şunları belirtti: “Türklerin doğum yapmasını bile yasaklıyorlar. 20 bin kişilik bir bölgede yüzde 1 oranında doğum yapılacak denilerek sınırlama getiriliyor. Bu sınırlamalar konusunda itiraz olduğu zaman da şiddet uygulanıyor. Dolayısıyla 20 bin kişilik bir kentte ancak 200 çocuk ya da bebek bulabiliyorsunuz. Doğu Türkistan’da bunun gibi daha bir çok anlamsız yasaklar ile de karşı karşıya kalmanız mümkün” Doğum kontrolü adı altında soykırımı yapıldığına vurgu yapan Göktürk, “Hamile Türk kadınlar yumruklanarak şiddete maruz kalıyor. Bölgede gerçekleştirilen uygulamaları tarif etmek mümkün değil. Bunun adına ne denir bilemiyorum. Doğu Türkistan’daki Türkler Çin yönetimi altında hiçbir şekilde huzurlu ve mutlu yaşamıyor”




    Erkekleri köle yapalım, kadınları...
    DoĞu Türkistan’da bir milyon kadar askerini silah altında tutan Çin, Doğu Türkistan’da Müslümanların attığı her adımı kontrol etmekte. Yollarda kurulmuş olan askeri denetim noktalarında tüm araçlar tek tek durdurulup içleri aranırken erkekler hakarete uğrayıp tartaklanmakta, Türk kadınlar ise tacize uğramakta.

    Zehirlenmiş zihniyet
    Buradaki zulüm zaman zaman Batı basınının bile dikkatini çekti. Urumçi Üniversitesi’nin duvarında hala asılı olan 2 Ekim 1988 tarihli The Independent gazetesi, Çin’in bakışını şöyle aktarıyor: “Türk erkeklerini sonsuza kadar kölemiz yapalım, kadınlarını da asırlar boyunca fahişemiz.” Gazete, bu düşünceyi ise şu şekilde değerlendiriyor: “Katıksız ırkçı düşünce ile zehirlenmiş bir zihniyetin göstergesi.” Japonya Mainichi Daily News gazetesi ise 2000 tarihli sayısında şunları yazıyor: “Doğu Türkistan’da bir kişi sadece boş bir şüphe üzerine yıllar boyunca tutuklu kalabiliyor. Türkler asılsız suçlamalarla idam edilmekte, zaman zaman da toplu olarak katledilmekteler. Kadınlara zorla kürtaj yapılmakta, birden fazla çocuğa sahip olanların çocukları ellerinden alınmakta.”




    Petrol zengini
    Petrol, wolfram, altın, kömür, uranyum gibi stratejik hammaddelere ve sayısız yeraltı ve yerüstü zenginliklerine sahip bir ülke. Çin’de mevcut 148 madenin 118 çeşidi Doğu Türkistan’dan çıkarılmakta. Doğu Türkistan’da şimdiye kadar 5 bin yerde maden ocağı işletmeye açıldı. Bu Çin’deki toplam maden ocaklarının yüzde 85’ini teşkil eder.

    Doğalgaz
    Yaklaşık 500 bölgeden petrol, 30 bölgeden doğalgaz çıkarılmakta. Son yapılan araştırmalarda Türkistan’da petrol rezervi 8 milyar ton olarak tespit edildi. Her yıl 10 milyon ton petrol Çin’e taşınmakta. Çin’in kömür rezervinin yarısı da Doğu Türkistan’da. Yıllık altın üretimi 360 kg. civarında. Uranyum, wolfram gibi stratejik madenlerle tuz ve renkli kristal taşları Doğu Türkistan’ın başlıca yeraltı ürünleri arasında.




    Üç defa özgür oldular
    Doğu Türkistan’da 1759’dan bu yana 200’den fazla silahlı ayaklanma oldu. Türk halkı üç defa özgür olabildi. 1863’te bağımsızlığına kavuşan Doğu Türkistan, Osmanlılar, İngiltere ve Rusya tarafından resmen tanındı. Ancak bu bağımsız Türk devletinin ömrü kısa sürdü. 1876 yılında Çin tarafından işgal edildi ve1884’de imparatorluğa bağlandı.20. yüzyılın başlarında Orta Asya’da başlayan milliyetçilik akımının sonunda 1933 yılında Kaşgar’da Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti kuruldu. Bu Cumhuriyet1937’ye kadar sürdü. 1944’de “Üç Vilayet İnkılâbı” olarak bilinen ayaklanma ile Doğu Türkistan tekrar kuruldu. Çin Kuvvetleri, 1949’da Rusya’nın onayı ile Doğu Türkistan’a girerek, Türk ülkesini resmen işgal etti. O günden bu yana Çin işkencesi sürüyor.




    Çay: Ankara net olmalı
    Devlet eski Bakanı Prof. Dr. Abdulhaluk Çay, Çin’nin Doğu Türkistan’da yaşayan Türklerden tahmin edilenin çok üstünde rahatsız olduğunu söyledi. Pekin yönetiminin Türkleri suçlamak için basit bahaneler bulduğunu dile getiren Çay, “Çin, doğum kontrolünden asimilasyon politikalarına kadar bir çok insan haklarını aşan politikalarını da Doğu Türkistan’da uyguluyor. Bunların içinde asimilasyon politikaları üzerinde özellikle durmak gerekiyor. Doğu Türkistan’a Çinli yerleştirilerek buradaki Türkler asimile edilmek isteniyor. Doğu Türkistan Türklerinin varlığı ortadan kalkma tehlikesi ile karşı karşıya kalıyor” şeklinde konuştu. Çin yönetiminin insan haklarından uzak tam anlamıyla bir terör devleti anlayışıyla Doğu Türkistan’a yaklaşım içerisinde olduğunu tüm dünyanın artık bilmesi gerektiğini belirten Çay, Türkiye’nin de bu konuda net politikalar izlemesi gerektiğini kaydetti.




    Ölümüne direndiler
    Doğu Türkistan’daki milli uyanış 20. yüzyılın başlarında başladı. Türklere öncülük eden isim ise AbdülKader Damulla. Damulla, açtığı Matle’ul Hidayet ismindeki okul ile mukaddes değerleri Doğu Türkistan gençlerine aşılayarak bilinçlenmelerini sağladı. Damulla’dan sonra da Doğu Türkistan’da mücadeleyi “Üç Efendiler” olarak anılan İsa Yusuf Alptekin, Muhammed Emin Buğra ve Mesud Sabri Baykuzu üstlendi. Mesud Sabri Baykuzu’nun Doğu Türkistan için verdiği mücadele, 1951 yılında Çin yönetimi tarafından tutuklanıp, 1952 yılında zehirli bir iğneyle öldürülmesi ile son buldu. İsa Yusuf Alptekin ve Muhammed Emin Buğra’nın mücadeleleri ise ömürlerinin sonuna kadar devam etti.




    Erdoğan: Rabia Kadir’e vize veririz
    Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Rabia Kadir’in müracaat etmesi halinde kendisine vize verileceğini söyledi. G-8 Zirvesi çalışmalarına katılmak üzere İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi’nin daveti üzerine İtalya’ya giden Başbakan Erdoğan, hareketinden önce Atatürk Havalimanı’nda basın toplantısı düzenledi. Toplantıda, Doğu Türkistan’da yaşananlara değinen ve konuyla ilgili girişimlerin başlatıldığını belirten Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: “Dışişleri Bakanlığımız konuyla ilgili olarak Çin Büyükelçisini de bakanlığa çağırarak gerekli görüşmeler yapıldı. Bunun bir vahşet olduğunu söyledik. Bu vahşetin süratle durdurulmasının gereğinden bahsettik. Çin devlet başkanı da G-8’de olacaktı fakat katılmadı. Başta Amerika olmak üzere, G-8’deki ülkelerle bu konuyu ben ayrıca görüşeceğim. Böyle bir vahşete seyirci kalmamız, hele hele Türkiye olarak söz konusu olamaz. Bunun için bütün girişimlerimizi hep birlikte sürdürüyoruz.”




    Türkiye’ye geliyor
    Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı Seyit Tümtürk, Rabia Kadir’in en kısa zamanda vize başvurusu yapacağını ve Türkiye’ye geleceğini açıkladı



    Dünya Uygur Kurultayı Başkanı Rabia Kadir’in Türkiye’den vize alması talebiyle ilgili olarak da konuşan Erdoğan, “Bu tür şeylerde davet olmaz, müracaat olur. Benim şahsıma böyle bir bilgi gelmiş değil. Daha önce dışişlerine böyle bir müracaatın olduğunu bir gazete haberinde öğrendim. Müracaatı olması halinde biz kendisine vize veririz” açıklamasında bulundu. Erdoğan’ın açıklamasına çok sevindiklerini belirten Dünya Uygur Kurultayı Başkan Yardımcısı Seyit Tümtürk, telefonla konuştukları Rabia Kadir’in haberi sevinçle karşıladığını belirterek en kısa zamanda vize başvurusu yapacağını ve ardından da Türkiye’ye geleceğini bildirdi.




    Önce boykota çağırdı sonra geri adım attı!
    Üstü kapalı şekilde Çin mallarını boykot çağrısı yapan Sanayi ve Ticaret Bakanı Ergün’den, kısa süre sonra ’düzeltme’geldi. Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, Yozgat’ta yaptığı açıklamada “İnsan haklarına saygı yoksa, bu ülkenin ürünlerine karşı tavrımızı ortaya koymamız lazım” dedi. Ergün, şunları söyledi: “Ucuz mal diye kötü malı almak zorunda değiliz. Başka bir şey daha arayalım. Malını tükettiğimiz ülkelerin insanlığa saygısı var mı, diye bakalım. Eğer malını tükettiğimiz ülkelerde insana, insanlığa saygı yoksa, o zaman bizim bu tüketimi gözden geçirmemiz, bu ürünlere karşı da tavrımızı, tutumuzu açıkça ortaya koymamız lazım.” Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, bu açıklamadan birkaç saat sonra sözlerinin yanlış anlaşıldığını belirtti. NTV “ye konuşan Ergün, hükümet olarak bu yönde bir karar alınmadığını belirtti.




    Davutoğlu Clinton’ı aradı
    Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Doğu Türkistan’daki olaylarla ilgili olarak sürdürdüğü telefon diplomasisi çerçevesinde ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile görüştü. Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden edinilen bilgiye göre Davutoğlu, Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki olaylara ilişkin Clinton’ı telefonla arayarak, Türkiye’nin konuya ilişkin hassasiyetini aktardı. Davutoğlu’nun diğer telefon görüşmelerinde de vurguladığı gibi Clinton’a da uluslararası toplumun
    konuya daha fazla ilgi göstermesi gerektiğini ilettiği öğrenildi. Doğu Türkistan’da insanlık trajedisi yaşandığına dikkati çeken Davutoğlu, bu olayların etnik gerginliğe yol açmasının önüne geçilmesinin şart olduğunu da belirtti. Bakan Davutoğlu, Sincan’daki olaylarla ilgili olarak Fransa Dışişleri Bakanı Bernard Kouchner, İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband, İsveç Dışişleri Bakanı Carl Bildt ve İran Dışişleri Bakanı Mutteki ile telefonda görüşmüştü. (AA)




    Yusufiyelilerden sert tepki
    Yusufiyeli Ülkücüler Teşkilatı Genel Başkanı Ahmet Yılmaz, Doğu Türkistan’daki Türklerin Çinli’ler tarafından katledilmesiyle ilgili yaptığı açıklamada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile MHP milletvekillerini de sert şekilde eleştirdi. Yılmaz yazılı açıklamasında şunları söyledi: “MHP milletvekillerinin göbek atma
    yarışmalarına sahne olduğu günün ertesi, sayıları 500’ü geçen ölü ve binlerce yaralısıyla soydaşlarımıza katliam yaptırılmış, bu vesileyle de Doğu Türkistan’daki soydaşlarımıza mesaj verilmiş, dolayısıyla da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin aciziyeti gösterilmiş, sahipsiz olduklarını bütün dünyaya göstermişlerdir.

      Forum Saati Paz Ara. 11, 2016 9:02 am